Avrupa’daki Çocukları 300 Euro’ya Terör Eylemlerine Sürükledi

Detaylı bilgi için kareasbet adresini inceleyebilirsiniz.

Mahkeme belgelerine dayanarak, el Saadi’nin Bağdat’tan yönettiği örgütsel yapı içerisinde gençlere düşük ücretler karşılığında kundaklama ve saldırı eylemleri yaptırdığı belirtiliyor.

Mahkeme Belgeleri Saldırı Ağının Yapılandırmasını Ortaya Çıkardı

ABD’ye teslim edilen ve Türkiye’de gözaltına alınan Muhammed Bakır Said Davut el Saadi hakkındaki dosya, Avrupa’da gerçekleştirilen saldırılarda kullanılan dikkat çekici bir yöntemi gün yüzüne çıkardı: El Saadi, Bağdat’taki ofisinden yönettiği ağda, eğitimli İslamcı militanlar yerine sosyal medya üzerinden ulaşılan, bazıları çocuk yaşta olan bireyleri kullandı.

The Guardian’ın aktardığı mahkeme belgeleri, uzman görüşleri ve sosyal medya izleri, bu kişilere kundaklama ya da saldırı gibi eylemler için 300 euro gibi cüzi miktarlar teklif edildiğini ortaya koydu. Bazıları hedeflerinin Yahudi okulu, sinagog ya da yardım kuruluşu olduğunu dahi bilmiyordu. Bir kısmı ise neyin içine çekildiklerini sadece yakalandıktan sonra fark etti.

32 yaşındaki Iraklı Muhammed Bakır Said Davut el Saadi, geçen hafta Manhattan’daki federal mahkemeye bej rengi cezaevi kıyafeti ve kelepçeyle getirildi. Hakkındaki terör suçlamalarını reddetti. Hâkim ve savcılara hitaben “Ben bir savaş esiriyim. Tehdit oluşturmuyorum” dedi; ardından ABD ve İsrail’in saldırılarında kadınların ve çocukların hayatını kaybettiğini belirtti.

Bu kısa duruşma, Avrupa’da mart ve nisan aylarında Yahudi hedeflere yönelik ardışık düzenlenen saldırıların arkasındaki yapıyı yeniden gündeme getirdi.

HAYI: GERÇEK BİR ÖRGÜT MÜ YOKSA PROPAGANDA VİTRİNİ Mİ?

Saldırıların sorumluluğunu Harakat Ashab al-Yamin al-Islamia, kısaca HAYI üstlendi. Bu ad ilk bakışta Avrupa’da hücreleri olduğu izlenimini veren yeni bir militan İslamcı örgüt olarak algılanıyordu.

Fakat Guardian’ın aktardığı belgelere göre HAYI, geleneksel anlamda örgütlü bir yapıdan ziyade, el Saadi’nin kullandığı bir vitrin ya da propaganda markası olabilir. Saldırıları üstlenen duyurular bu isimle yayımlandı; eylemler sanki Avrupa genelinde organize olmuş yeni bir grup tarafından gerçekleştirilmiş gibi sunuldu.

Oysa mahkeme belgeleri, bu yapının merkezinde tek bir kişi olan Muhammed Bakır Said Davut el Saadi’nin bulunduğunu gösteriyor. İddiaya göre el Saadi, saldırıları Bağdat’taki ofisten yönetirken; sahadaki eylemler için çoğunluğu küçük suç geçmişi bulunan gençler ile çocukları kullandı.

“GÖLGE ASKERLER” MESAJLARI SONRASI SALDIRILAR BAŞLADI

Saldırı zinciri, İran’a yönelik ABD-İsrail operasyonlarından kısa süre sonra başladı. Telegram ve Snapchat’te “Gölge Askerler”e hitap eden mesajlar paylaşıldı. Bu mesajlarda “sessiz hücrelerden yararlanmak için izin verildiği” belirtiliyor; harf ve rakamlardan oluşan kodlarla belirli ekiplerin veya kişilerin işaretlendiği anlaşılıyordu.

Bu mesajların üzerinden 52 saat geçmeden Belçika’nın Liège şehrindeki bir sinagogun önünde el yapımı bomba patladı. Sonrasında Rotterdam’da bir sinagog, Amsterdam’da bir Yahudi okulu ve Londra’da bir Yahudi yardım kuruluşuna ait ambulanslar ile diğer Avrupa şehirlerinde benzer hedefler saldırıya uğradı.

AVRUPA’DA 18 SALDIRI VE SALDIRI GİRİŞİMİ

Mart ayının başından nisan sonuna kadar Avrupa genelinde 18 saldırı veya saldırı girişimi kaydedildi. Çoğu hedef Yahudi okulları, sinagoglar ve yardım kuruluşlarıydı. Birleşik Krallık ise saldırıların yoğunlaştığı ülkelerden biri oldu.

BAĞDAT’TAKİ OFİSTEN AVRUPA SOKAKLARINA

Dosyanın en dikkat çekici yönü ise saldırılarda yer alan faillerin profili. ABD iddianamesi ile Guardian’ın aktardığı belgelere göre el Saadi doğrudan kendi militanlarını Avrupa’ya göndermek yerine sosyal medya aracılığıyla bulunan bireyleri kullandı.

Bunlar arasında reşit olmayanlar da bulunmaktaydı. Bazılarının geçmişlerinde uyuşturucu taşıma veya düşük düzeyde suçlar mevcuttu. Kendilerine yasadışı ancak basit görünen işler teklif edildi; bazen sadece 300 euro ödenecekleri vaat edildi.

Belçika’da 17 yaşındaki bir şüpheliyi temsil eden avukat Chantal Van den Bosch’un söyledikleri bu durumu özetliyor. Avukata göre müvekkili ve onunla birlikte hareket etmekle suçlanan kişi, gerçekleştirilen saldırının suç ve uyuşturucuyla ilişkili olduğuna inanıyordu; muhtemelen hedefin Yahudi mahallesi veya topluluğu olduğunu bilmiyorlardı.

Van den Bosch “Onlara bu işi veren kişi 15 dakika içinde yakalanacaklarını biliyordu. Kullanılıyorlar; tamamen gözden çıkarılabilir durumdalar” dedi.

Böylece dosya klasik terör örgütü modeli dışında farklı bir yapıyı yansıtıyor: Devlet destekli veya devletle bağlantılı unsurların doğrudan militanlar yerine sosyal medya üzerinden bulunmuş kolayca gözden çıkarılabilecek gençleri kullanması söz konusu.

TELEFONUNDAKİ VİDEO YENİ İDDİALARI GÜÇLENDİRDİ

ABD makamlarına göre el Saadi’nin telefonunda bulunan bir video onun uzaktan saldırıları yönlendirdiği iddiasını güçlendiriyor.

18 Nisan’da Londra’nın kuzeybatısındaki bir sinagoga yönelik kundaklama girişimi sırasında kaydedilen görüntülerde el Saadi’nin birkaç kişiyle görüntülü arama yaptığı ifade ediliyor. Arka planda HAYI logosu görünmekteydi. Videoda kişilerden biri İngilizce konuşarak sahadaki kişilere çakmağı almalarını ve atmalarını söylüyor.

Bu detay da saldırıların doğrudan sahada bulunmayan merkezi bir otorite tarafından yönetildiği iddiasını destekliyor.

KASIM SÜLEYMANİ’YE UZANAN GEÇMİŞ

Muhammed Bakır Said Davut el Saadi’nin hikâyesi Irak ve İran’daki Şii milis ağlarının son yirmi yılıyla iç içe geçmiş durumda.

Uzmanlara göre el Saadi genç yaşta Tahran destekli Şii milis çevrelerine katıldı; ABD’nin Irak işgali sırasında güçlenen İran destekli yapılarda yükselişe geçti. Daha sonra Suriye’de Beşar Esad rejimini destekleyen Şii milis kuvvetleri arasında yer aldı. Irak’ta IŞID’e karşı mücadelede de aktif rol aldı.

El Saadi’nin en dikkat çekici bağlantısı ise İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyon kolu Kudüs Gücü’nün eski komutanı Kasım Süleymani’dir. Süleymani 2020’de ABD’nin Bağdat’ta gerçekleştirdiği insansız hava aracı saldırısında yaşamını yitirmişti.

Dava dosyasına yansıyan değerlendirmelere göre el Saadi Süleymani’ye oldukça yakın bir isimdi; bazı anlatımlara göre Süleymani’nin öldürüldüğü anlarda onun yanındaydı bile deniyor.

Bu bağlantılar ABD makamlarının el Saadi’yi yalnızca yerel bir milis üyesi olarak değil aynı zamanda İran’ın bölgesel operasyon ağlarına yakın biri olarak değerlendirmesine yol açıyor.

Avrupa Seyahatleri ve İptal Edilen Vize

Dava dosyasındaki önemli unsurlardan biri de Avrupa’ya yaptığı seyahatlerdir. Irak “devlet hizmeti” pasaportundaki kayıtlar 2023 yılında İspanya’ya gittiğini gösteriyor; aynı yıl kendisine 12 aylık İtalya vizesi verildiği ancak bu vizenin daha sonradan iptal edildiği bildiriliyor.

Sosyal medyada da yazdığına göre El Saadi devlet heyetiyle seyahat ederken İtalya’ya girişinin engellendiğini belirtmiştir ki bu durum bazı Avrupa güvenlik teşkilatlarının faaliyetlerinden haberdar olabileceğine dair ihtimali gündeme getiriyor.

MOSKOVA’DAKİ SİLAH FUARINDA GÖRÜNTÜLENDİ
Fotoğraflar ayrıca El Saadi’yi muhtemelen 2024 yılında Moskova’daki büyük silah fuarında İran’a ait resmi stantta göstermektedir.
Iraklı Şii milislerle ilgili uzmanlara göre El Saadi’nin Avrupa’da lojistik destek sağlama amacıyla iletişim kurduğunu düşünülmektedir.

TÜRKİYE’DE YAKALANMADAN ÖNCE DOLANDIRICI MESAJ

Dava dosyasının Türkiye açısından kritik hale gelmesini sağlayan unsur El Saadi’nin İstanbul’da yakalanmasıdır fakat yeni detaylar bu yakalamanın zamanlamasını daha da önemli kılıyor.
Guardian’ın bildirdiğine göre El Saadi Londra’da iki Yahudi erkeğin bıçaklanmasının ardından Irak’taki irtibatına bu olayın haberlerde paylaşılması talimatını vermiştir.
Kısa süre içerisinde HAYI adına resmi açıklama yapılmıştır fakat soruşturmacılar El Saadi’nin bu olayla doğrudan bağlantılı olmadığını düşünmektedir.
Birkaç saat sonra El Saadi’nin aynı kişiye “Tanrı bize başarı nasip ederse restoranda silahlı saldırıda bulunacağız.” şeklinde mesaj gönderdiği aktarılmıştır.
Bu mesajdan kısa süre sonra El Saadi İstanbul’da Türk güvenlik güçleri tarafından yakalanmış olup iki hafta içinde ABD’ye teslim edilmiştir.
Bu ayrıntılar Türkiye’deki operasyonun yalnızca geçmişteki olaylarla ilgili olmadığını aynı zamanda olası yeni bir tehdidi de bertaraf etmiş olabileceğini göstermektedir.
BİR FBI OPERASYONU VE ABD’DEKİ TEMASLAR

El Saadi’nin Amerika’ya ulaşmayı planladığı konular da dava dosyasının önemli noktalarından biridir.
ABD makamlarına göre El Saadi Kuzey Amerika’da Yahudi hedeflere yönelik eylemler için destek arayışındaydı; Ivanka Trump’ın da hedef listesinde olduğu öne sürülmektedir.

Ancak El Saadi’nin Amerika’da tanıştığını düşündüğü kişi aslında Meksikalı uyuşturucu karteli üyesi değil FBI ajanıdır ki bu temas ABD makamlarının ona ulaşmasında etkili olmuştur.

Türk basınında daha çok Ivanka Trump iddiaları ile Türkiye’deki yakalanma bilgisi öne çıkmıştır fakat dosyanın daha geniş çerçevesi Avrupa’daki Yahudi hedeflere yönelik saldırılarla Iran destekli milis yapılanmaları arasında gelişen ilişkiler üzerine şekillenmektedir.

SALDIRILAR NEDEN DURDU?

El Saadi’nin tutuklanmasının ardından Avrupa’da benzer tarzda herhangi yeni bir eylem rapor edilmedi ki analistler bunun onun operasyonel rolünün merkezi olduğuna işaret ettiğini düşünüyorlar.

Ancak uzmanlar bunun ağın tamamen çökmüş olduğu anlamına gelmediğinin altını çizmekte çünkü davada belirginleşen yapı tek kişinin tutuklanmasıyla ortadan kalkamayacak kadar esnek: Telegram grupları sahte örgüt isimleri düşük ücretlerle çalışan suç şebekeleri sosyal medya üzerinden bulunmuş gençler ile çocuk yaştakiler kullanılıyor olabilir.

MODERN TERÖR VE YENİ VEKIL SAVAŞ MODELİNİN GÖRÜNÜR HALDE OLDUĞU DOSYA

Bu nedenle Muhammed Bakır Said Davut el-Saidi davası modern terörizm ve hibrit savaş tartışmaları açısından yeni bir eşik olarak değerlendirilmektedir

Artık mesele yalnızca sınır aşan silahlı gruplarla sınırlı kalmayıp devlet desteği yapılar tarafından dijital platformları kullanarak küçük suç çevrelerini harekete geçirerek Avrupa şehirlerinde korku yaratmak üzerine şekillenmektedir

TÜRKİYE DOSYADA NASIL BİR ROL OYNADI?Türkiye ise davada hem hedef hem de merkez olarak değil; El-Saidi’nin yakalandığı kritik dönüm noktası olarak öne çıkmaktadır

Ancak İstanbul’daki gözaltının zamanlaması durumu daha önemli kılmaktadır: El-Saidi iddialara göre yeni bir tehditten bahsettikten saatler sonra yakalanmıştır.

Güncel erişim için kareasbet giriş sayfasını ziyaret edebilirsiniz.