Türkiye’deki rehber öğretmenler, eğitim sistemindeki derin sorunlara dikkat çekerek adeta isyan ediyor. Her 500 öğrenciye bir rehber öğretmen düşmesi, mevcut sistemin ne denli tıkandığını gözler önüne seriyor. Rehber öğretmenler, “Bu şartlarda etkin bir müdahale süreci yürütmek imkânsız. Bildirim yaptığımızda tehditler alıyoruz. Hem aileler hem de idare karşısında yalnız bırakılıyoruz” ifadelerini kullanıyor.
Son dönemde okullarda artan şiddet olayları, rehber öğretmenlerin yaşadığı zorlukları bir kez daha gündeme taşıdı. Eğitimciler, rehberlik hizmetlerinin yalnızlık, çaresizlik ve tıkanmışlık durumu ile karşı karşıya kaldığını vurguluyor. Öğrencilerin gerçeklik algısının ciddi şekilde bozulduğunu dile getiren öğretmenler, tehditlerin ilkokul çağına kadar indiğine dikkat çekiyor. “İkinci sınıf öğrencileri bile ‘Seni okulda vururum’ ya da ‘Okuldan atarım’ gibi ifadeler kullanabiliyor” diyen rehber öğretmenler, sadece öğrencilerin değil, velilerin de öğretmenleri hedef aldığını belirtiyor.
Rehber öğretmenler, bildirim süreçlerinin etkisizliğinden yakınıyor. “Bir olayı bildirdiğimizde, sonunda hapis korkusuyla yaşayan biz oluyoruz” diyen öğretmenler, okul çıkışlarında bile tehditlere maruz kaldıklarını ifade ediyor. Uzun süre ailelerle görüşmeler yapmalarına rağmen çoğu zaman olumlu sonuç elde edemediklerini aktaran öğretmenler, “Çocuk intihar riski taşıyor, ama RAM’a sevk için veli onayı alınamadığı için hiçbir şey yapılamıyor” diyerek yaşanan tıkanıklığı ortaya koyuyor.
Uyuşturucu riski taşıyan öğrenciler için bile sonuç alınamadığını aktaran rehber öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’na yapılan bildirimlerin etkili olmadığını ve sorumluluğun kabul edilmediğini belirtiyor. 500 öğrenciye bir rehber öğretmenin düştüğünü vurgulayan eğitimciler, bu koşullarda sağlıklı müdahalelerin mümkün olmadığını ifade ediyor. “İdare çoğu zaman öğretmenin arkasında durmuyor. Bu konularda yalnızız” diyen rehber öğretmenler, “Sistemin mutfağı yanıyor. Bildirim yaptığımızda tehdit ediliyoruz, aile ve idare karşısında yalnız bırakılıyoruz” diyerek yaşadıkları çaresizliği dile getiriyor.
